Ana Sayfa
<< Önceki Sayfa
 
 
Ahmet Ağa,

Trampetinin gümbür gümbür sesi hala kulağımda.
Sabah erken uyandırmana, sık sık sınıfa  çağırmana çoğu zaman kızardım;
Bazen de ders bitişini bildiren trompetin,
beni son dakikada derse kalkmaktan kurtarırdı.
Hele cumartesileri son ders trompet gümbürtün,
her sesten tatli ve güzel gelirdi bizlere.
Gördügüm korkunç rüyalar, mektebi bitiremediğimin kabuslarıdır.
Kısa teneffüs aralarında seninle sohbet ettiğimde köyünden anlatır;
bazen de bana moral  verir, çalış derdin.
Ve o zamanki müdürümüz Behçet Bey hakkında merak edip sorduğum
sorulara ustalıkla duymazdan gelerek Çiçek bahçesinde kurduğun kapanlarla
yakaladığın sansarları anlatırdın.
Beyoğlu'nun ortasında sansar olacağını pek kabullenmesem de, onları
kaça satıp para kazandığını alakayla dinlerdim.
Sultaniye renk katan, hatıralardan silinmeyecek,
Galatasaray camiasina yakışır bir yerin vardı...
Dürüst, alçak gönüllü biraz da filozof bir anadolu ağası idin.
Trampet çalmanın durdurulup, zil şekline geçilmesine ne kadar üzüldüğünü
iyi hatırlarım. Biz de üzülmüştük. Biliyorduk ki seni bu yaşa getirenlerden
daha iyi bir düşünür idin.Trompet sesini dinlemiş bütün talebeler seni
daima yad edecektir. Huzur içinde yat, senelerin trompetcisi Ahmet ağa !

1272 - Vedat Durusel - 1944 mezunu


TAMBUR

Hiç unutmam.....
1917 yılının bir sonbahar sabahı idi.
Okula yazılmak için babamla beraber ilk defa yandaki
kapıdan ön bahçeye girdik.Etrafta çıt yoktu.
Karşıda okulun heybetli cephesi görünüyordu.
Henüz sağ taraftaki kapıya yaklaşmıştık ki birden,
her zamanki Tambur çalınan yerinde, Tambur çalınmaya başladı.
Okulun mabedi sessizliği bir anda kayboldu.
İşte ben Galatasaray'ın tambur sesini ilk defa okula girdiğim
böyle bir sonbahar sabahı işitmiştim.
Onun için Galatasaray denince aklıma ilk gelen tambur olur.
Seneler böylece geçti....Okulu bitirdik.Ben okulda idari bir ödev aldım.
Bu sırada tambur kalktı ve sesi içimizde uzun zaman bir vedanın
aksi gibi kaldı. 40-50 yıl gibi mektebi tambur ile yöneten Ahmet Ağaya da
başka bir iş verildi.
Fakat Ahmet Ağa uzun yılların alışkanlığı ile olacak, akşamları saat beşte ön kapının sağ mermer sütununa gelip dayanır, bir zaman öylece,
adeta kendinden geçmiş gibi durur, elki de tamburunun ilahileşen hatırasına gömülerek derinden içlenirdi.

Muhittin SANDIKÇIOĞLU

 



© 2002 - 2019 Her hakki saklidir. |  Gsmezunlari.com  |  e-posta: cimbom@gsmezunlari.com